Sponsorlu Bağlantılar



Seyfi Baba Şiirİndekİ İsim Tamlamaları nelerdir?

2011-05-01 15:21:00

Seyfi Baba Geçen akşam eve geldim. Dediler: -Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş. -Nesi varmış acaba? -Bilmeyiz, oğlu bilgi verdi geçerken bu sabah. -Keşki ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah! Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol... Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol Hem uzun, hem de bataktır... -Daha alâ, kalınız: Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız. Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde; Boşanan yağmur iliklerde, çamur ta belde. Hani, çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak, "Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak. Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine, Boğuyordum müteveffâyı bütün âferine. Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar, giderek, Düştü artık bize göllerde pekâlâ yüzmek! Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim, Çifte sandal, yüzüyorduk, o yüzer, ben yüzerim! Çok mu yüzdük bilemem, toprağı bulduk neyse; Fenerim başladı etrâfını tektük hisse. Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun... Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun: Kâh olur, kör gibi Çarpar sıvasız bir duvara; Kâh olur, mürde şuââtı düşer bir mezara; Kâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar; Kâh bir mabed-i fersûdenin üstünden aşar; Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır; Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez, sataşır; Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş, üryan, Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan Hânüman yoksulu binlerce sefilân-ı beşer; Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler; Kocasından boşanan bir sürü bîçâre karı; O kopan râbıta... Devamı

11.Sınıf Edebiyat Sayfa 136 - 143 cevapları

2011-05-01 15:20:00

Hazırlık: Sanat ve edebiyat hareketleri kendilerinden önceki sanat ve edebiyat hareketlerinin birikiminden geleneğinden tema tür anlatım teknik ve yapısından etkilenirler. Bu etkilenme kabul boyutunda olduğu gibi eskiyi reddetme boyutunda da olabilir. ~~Fecr-i Ati Dönemi~~ Fecr-i Ati edebiyatı Servet-i Fünun edebiyatının devamı olarak doğmuş bir akımdır. Servet-i Fünun dergisinin Abdülhamit dönemi sansürü tarafından kapatılmasıyla pek çok sanatçı İstanbul dışındaki dergi ve gazetelerde yazmak zorunda kaldılar. İstanbul'daki edebiyat etkinlikleri yok denecek kadar azaldı. İkinci Meşrutiyet ilan edilir edilmez (1908) hemen bütün dergiler sayfalarını yeniden kültür ve sanat konularına açtılar. Dönemin genç edebiyatçıları "Fecr-i Ati ercümeni Edebisi" adıyla bir topluluk kurdular ve kendilerine yer veren Servet-i Fünun dergisinde bir bildirge yayınlayarak (24 Şubat 1909) kendilerini topluma tanıttılar. Bildirgeyi Ahmet Haşim Emin Bülent (Serdaroğlu) Hamdullah Suphi (Tarıöver). Şahabettin Süleyman İzzel Melih (Devrim) Ali Canip (Yöntem) Ali Süha (Delilbaş) Faik Ali (Ozansoy) Fazıl Ahmet (Aykaç) Mehmet Behçet (Yazar) Köprülüzade Mehmet Fuat Müfit Ratip Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) gibi şair ve yazarlar imzalamışlardı. Servetifünuncuları eleştirerek ve artık onların döneminin kapandığını ileri sürerek kamuoyuna kendilerini tanıtan Fecriaticiler sanat ve edebiyatın duyguların eğitimine yardımcı olduğunu ileri sürerek ulusun gelişmesini ilke edindiklerini bildirmişlerdir. Amaçları Tür edebiyatını Batı'ya Batı edebiyatını da Doğu'ya tanıtmaktı. "Sanat sanat içindir" ilkesine bağlı kalan "sanat kişisel ve saygındır" görüşünü savunan Fecriaticiler aslında karşı çıktıkları Serveti... Devamı