Edebiyat Sayfası,edebiyat,türkçe,Dil ve Anlatım,Çözümlü Sorular,Yazılı Soruları,Biyografiler

Duvarımdaki Resim (Anektod)


DUVARIMDAKİ RESİM...

Küçüklüğümde görüp de net olarak hatırlayabildiğim tek kare idi O.Sarı saçlı, mavi gözlü bir adamın resmi... Kimdi o, neden resmi salonumuzun duvarındaydı, ben neden gerçekte onunla karşı karşıya gelmiyordum hiç, anlam veremiyordum...

Ufacık bir kız çocuğuydum... Salon kapısından girer girmez aynı ürperti, duvarda asılı resme kayan bakışlarım ve beraberinde bir sürü soru...

"Bu adam kim?"


"Resminin burda işi ne?"

...

Her gün salona gidip ziyaret ederdim resmi.Karşısında durur, uzun uzun bakardım..Mavi gözlü, sarı saçlı, derin bakışlı bir adam...

Ve her gün aynı soru : "Kim bu resimdeki?..."

...

Günler, belki de aylar geçmişti üstünden... Sorumun cevabını kendi kendime aramaktan yorulmuş, aynı merakla anneme sormuştum:

"Anne, kim bu adam?"

Durgunlaşan bakışlar ve beraberinde "Mustafa Kemal Atatürk, Atamız..." cevabı..

İlk kez duyduğum bir isim.Ahmet değildi,Mehmet değildi,ben Atatürk diye bir isim duymamıştım hiç...

...

Yıllar geçmiş, okula başlama zamanım bile geldi.Bu zaman içinde anneme,babama,dedeme Atatürk'ü anlattırıyordum...

Biliyordum artık o sarışın adamın hem ismini hem de neler yaptığını...

Ben okula onun ve arkadaşlarının, bu toprakları seven, uğrunda canını ortaya koyan nice güzel,vatansever insanlar sayesinde başlayabiliyormuşum...

Benim ve şu anda okul bahçesinde bulunan tüm öğrencilerin okuması için ne kolaylıklar getirmiş, bu üstümüzdeki kıyafetlerden yediğimiz ekmeğe kadar her şeyde emekleri varmış Atatürk'ümün ve onunla birlikte vatana gönül vermiş annelerin,babaların,teyzelerin,kardeşlerin,nicelerinin...

...

Sınıfımda da Atatürk'üm!

Olmasan da sen ve seninle birlikte olanlar gibi, ben, bu sınıfımdakiler,hatta diğer tüm arkadaşlar, öğretmenlerim, annem, babam sahip çıkacağız bıraktıklarına...

Rahat uyu Atam...

Kızıldereli Hikayeleri


İKİ SİMGE

Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

- "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."

- "Neyin simgesi" diye sordu çocuk.

- "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.

Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı' diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

- "Peki" dedi. "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

- "Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!"

<<Önceki Sayfa |1/ 6|